9 Şubat 2011 Çarşamba

çağrışım oyunu

Aşkın acıyı iyileştirdiğini bulmuş beyin araştırıcıları. Sevgilinin fotoğrafı gösterilince ağrı azalıyormuş. Resim, ağrı kesiciler gibi beyinde dopamin etkisi yapıyor, beynin ödül merkezini uyarıyormuş. Peh! Aşk acısını ne iyileştiriyormuş peki? Allah aşkına birisi, şu Mazumiyet Müzesi'nin Füsun için deliren kahramanı Kemal'e versin ilacını bulursa... Kitap uzadı da uzadı adamın aşk acısıyla... Yine de yazarı Orhan Pamuk'u kutlarım, bir bunalım ancak bu kadar iyi anlatılabilirdi; beynim resmen eski bunalımlarımı simule ediyor her okuduğumda...

Başka bir bunalım yazarı; JK Rowling de, Oprah Show'daydı sabah. Kadın dibe vuruşundan, kafayı bozup depresyonlara gark oluşundan ve ancak Harry Potter'ı bu şekilde yazabildiğinden bahsetti. Çok kafalı kadınmış, sevdim. Harry Potter'ın filmlerinde gördüğüm pek çok ögenin kadının ruhunun karanlık köşelerinden fışkırdığını anladım. Hiç okumadım kitaplarını, ama elimde İngilizceleri var, hemen birine başlayacağım. Diline şöyle bir göz gezdirdim, kolaydı, altından kalkabilirim, ne de olsa çocuk kitabı...

Çocuk kitaplarının, özellikle de masal kitaplarının üzerimdeki etkisinden bahsetmiştim. Elimde bir kitap var: "Allah rahatlık versin: en güzel gece masalları", 1959 basımı. Çeşitli ülkelerden toplanmış çocuk masallarını  Jella Lepman hazırlamış, Günther Strupp muhteşem resimlemiş ve Türkis Noyan çevirmiş, Doğan Kardeş yayınevi de basmış. Kitabı ciltletmiş babam, kapak resmini göremiyorum. Annem yada  kendisi gece yatmadan önce okurlardı. O ara üç- dört yaşlarında olmalıyım, hayal meyal hatırlıyorum. Sonra sıkıldılar herhalde, okumadı kimse. Okumayı ilk öğrendiğimde  hemen ben okumaya başladım. Sonraki yıllar da hep onu okudum. Hala okuyorum. Kitabın sayfalarına kasten çikolata sürüp leke bıraktığımı hatırlıyorum. Sanki "bu bana ait", yada "bu sayfalar okunmuştur" demek istercesine. Leke leke sayfalarının kokusu harika: nem ve kağıt.

Kokusu nem ve kağıt olan bir yer biliyorum. Anneannemin İnebolu'daki evi.  Çocukken her yaz giderdik. Arkasında yeşil bir dağ, önünde aşağıya, denize uzanan bir kasaba vardır evin. Pencerelerinden alabildiğine Karadeniz görünür. Ahşaptır, kokusu oradan gelir. Bahçesinde Gökçe'yle dünyayı unutur, oyunlara dalardık. Kuzenimin de katıldığı bu saçma oyunlardan birinin adı da "cit-cit katili" idi. Oyunun kuralları şöyle idi: kuzenim katil olur, bize saldırır, biz de Gökçe'yle ona karşı savaşır, daha doğrusu ağzını burnunu dağıtırdık! Evet, iyi bir cit-cit katili oyunun sonunda boğuşmaktan, itişmekten, gıdıklamaktan ve bağrışmaktan kan -ter içerisinde kalmamız ve çocukcağzın kıpkırmızı suratı görmeyi bekleyeceğiniz şeyler olurdu. Zavallı kuzen...

Kuzen hasta şimdi... Bizi çok korkutuyor... Umarım uzun ve iyi bir ömür sürer...

8 yorum:

Özgür Ceren Can dedi ki...

İnşallah upuzun ve sağlıklı olur!
Ve de mutlu...
J.k. Rowling'i o programda izleyip çok etkilenmiştim ben de. Ayrıca daha Harry Potter okumamış olduğuna inanamadım. Acele et! Türkçesi de iyidir ama ben de son iki kitabı İngilizce okuyup kadının diline hayran kalmıştım. İyi fikir...

mefisto dedi ki...

harry potter kitaplarına çocuk kitabı denmesin lütfen! tamam, ilk kitap o statüye girebilir ama arkasından gelenler kesinlikle büyüklere yöneliktir. bir insan nasıl hem çocukların kolay okuyacağı hem de büyüklerin küçümsemeyeceği bir ara lisanla yazabilir? sanırım şapka çıkarılacak kadar iyi bir hayal gücü, empati yeteneği ve mitsel bilgiye hakimiyet sayesinde mümkün olabilen bir şey bu. j.k. rowling'e hayran olduğum esas nokta budur. arkadan gelen daha çok neden var ama, konuyla alakası yok.
bi de sanki cidden alınıp kızmışım gibi olmuş bu yorum, beni ciddiye alma diye eklemeden geçemeyeceğim o yüzden.
(bu arada harry potter filmlerinden nefret ettiğimi söylemiş miydim? tamam gittim..)

Profösör dedi ki...

Aşkın kemalat noktası dostluk ise huzurdur. Eğer kaybetme ise çok acıdır.

Harry Potter'ın kitaplarını okumadım ben. nedense ilgimi de çekmedi diyebilirim. Uzaya yolculuk var da geride kalan ben miyim acaba diye düşünüyorum.

Çocuk kitaplarını, özellikle de masal kitaplarını severim ben. Anne ve babanız size demekki masal sevgisi aşılamış. ne mutlu size..

Hich dedi ki...

Ceren, teşekkürler tatlım..

Hich dedi ki...

Mefisto, küçümsediğimden değil, kadının kendi ifadesi olduğu için çocuk kitabı kategorisine soktum:) hayal gücüne de aşığım, o ayrı...

istediğin gibi yaz bebeğim... :D gitme biyere... <3

Hich dedi ki...

sevgili profesör, ben de okumadım kitapları... masal sevgisi evet, anne babam mı aşıladı yoksa onlardan kaçmak için mi saklandım masal dünyasına bilemiyorum ;)

Profösör dedi ki...

Kandilinizi kutlarım..

Bu arada.. Yanınızda taşıyacağımız bir kitap..
Her derde deva ilaç gibi sakinleştirici bir kitap..
Bu kitapla ilgili tanıtıcı bilgileri bütün blogçu doslarımla sayfamda paylaşıyorum.

Memnun kalacaksınız.. Mutlu olacaksınız..

http://mefkuremiz.blogspot.com/

Giz dedi ki...

Hich yazın tam olarak stream of conscious olmuş çok sevdim :)

Masumiyet müzesi'nde içime fenalar gelmişti ve nadir yarım bıraktığım kitaplardan biri olmuştu:/

Harry Potter'a gelince, hiçbir zaman çocuk kitabı olarak göremedim tam bir macera kitabı ve çok zeki unsurlarla donatılmış.

Kuzenin için de geçmiş olsun en kısa zamanda iyileşir inşallah...