19 Eylül 2010 Pazar

new york !

Geçen haftasonu buradaki gruptan bazılarıyla New York'a gittik. Gitmeden önce internet'te nedir, napılır, nasıl gidilir falan iyice bir dersime çalışıp, programımı iyi yaptığımdan beraber gittiğimiz arkadaşlarım da benim peşime takılarak, programıma uydular, beni oynak başı ilan ettiler. Genel olarak çok keyifliydi.

Gezimiz havaalanında kişi başı 5 dolara, limuzin kiralayarak başladı:) Otele yerleştikten sonra ilk günüm Time Square, Central Park, 5th Avenue, Empire States ziyaretlerini yapmakla geçti. Gece Times Square manyak olduğu için buraya tekrar döndüm. Evet NY uyumuyormuş hakkaten de! Pacha adlı kulübe gittim. Ama biletin 40 $ olduğunu öğrenince, 2 saat için değmez dedim, zaten benim için yeterince ilginç olan meydana geri döndüm...

İkinci gün yağmurlu olduğunu bildiğimden müzelere gitmeyi planlamıştım. Öyle de oldu. Müzede Bir Gece filminin çekildiği Natural History Museum ile Metropolitan Museum of Art'ı dolaştım.. Tabi zamanım yetmedi... Aslında her birine bir gün ayırmak gerek hakkını vererek dolaşmak için.. Neyse sonra Times Square'de arkadaşlarla buluşup Hard Rock Cafe'ye gittim. Yağmur sebebiyle fazla takılmadan otele döndüm.



Ertesi gün hava güzeldi. Bu kez de şehrin güneyini; Noho, Soho, Little Italy, China Town, Brooklyn Köprüsü, Finans Merkezi, Wall street, Staten Adası; Özgürlük Heykelini gördüm... Soho'ya bayıldım... Little Italy'de akşam yemeği-Ravioli- çok güzeldi... China Town'da alışveriş yaptım. Sonra tekrar Times Meydanına dönüp bi posta daha alışveriş yaptım. Ardından kırmızı merdivenlerde oturuken etrafımızı mankenler bastı bi anda. Meğerse Guess reklamı çekiliyormuş; fotoğrafçı "işte güzel insanlar ve Times Meydanı sefilleri" der gibi, modelleri aramıza salarak fotolar çekti. Herkes dumur oldu falan... :)
Son gün yorgunluktan bittiğim için yarım günlük vaktimi kullanmadan otelden doğruca havaalanına gittim ve sıkıcı Atlanta'ya geri döndüm... O dev şehrin tadı da damağımda kaldı... Yutacaksa beni bi şehir, Nüyork yutsundu!


Bolca fotoğraf çekildi... Birkaçı aşağıda... Arada gezimi oldukça başarılı ve hızlı kılan bazı ipuçlarını da bulabilirsiniz.


Doğa Tarihi, Metropolitan Art gibi devlet müzeleri bağışla çalıştığından görünen bilet fiyatları ÖNERİLEN fiyatlar. Yani siz gidip ben 1 dolarlık bağış yaparak bilet almak istiyorum dediğinizde size hayhay diyerek biletinizi veriyorlar. Biz bu müzelere, 4 dolar verip 6 kişi girdik, bunu bilmeseydik 72 dolar verecektik!!



Central Park çok büyük.. vaktiniz darsa yürüyerek dolaşamaz, dolaşsanız da nerde ne var anlamadan geçersiniz...Parkın kapsında "pedicap" kiralayan Türkler var, onlarla anlaşıp ucuza dolaşabilir, üstelik kendi dilinizde bir de rehberlik alabilirsiniz. Biz kişi başı 13 dolara anlaşıp parkın en civcivli yarısını 45-50 dkda gezdik, öğrendik; parkın etrafındaki pahalı binalarda kimler yaşar, John Lennon'un mozaiki nerde, parkın içindeki özel mülkte kriket oynayanlar kimler.. vs



Empire States'e girmek için ve hatta çıkmak için her halükarda çok bekliyorsunuz. O yüzden burayı görmek için 2-3 saat ayırın. Bence kesinlikle güneşli bir günde akşam güneş batmadan hemen önce gidin, böylece hem gündüz hem gece görüşünü yakalarsınız. Ve mümkünse gezinizin ilk günü gidin ki şehri tepeden görüp, anlayıp, yön geliştirebilesiniz... Gidince de şehrin sesini dinlemeyi unutmayın... wow-wow-wow-wow- diye bir sesi var.. inanılmaz...


Buraya bakmadan bilet- otel booklamayın: http://www.priceline.com/ Bronx, Harlem yada Queens'in Manhattan'dan çok uzak bölgeleri biraz varoş, o yüzden otel seçerken dikkat edin..

Havaalanında limuzin kiralamak isterseniz de mutlaka pazarlık yapın. Bizim gibi Türk birisine rastlarsanız şanslısınız size gayet iyi fiyat verecektir.

Ben Modern Sanat Müzesini gezemedim ama siz muhakkak görün... Akla sığmaz tasarımlar var, Soho'daki satış mağazasından gördüğüm kadarıyla...

Soho çok zengin bir bölge, harika butikler, galeriler, cafeler falan var... Ama çok pahalı... 5th Avenue de öyle..

O yüzden hediyelik eşya için China Town'u, diğer alışverişler için Times Square civarını öneririm.

Özellikle kızlar, Times'daki Forever 21'a uğramadan sakın- sakın- sakın New York'tan dönmeyin...




















China Town'da alışveriş yapacaksanız ve Little Italy'de yemek yiyecekseniz girmeden önce mutlaka pazarlık edin. Bizim anlaşmamız ücretsiz şarap getirdi mesela!




Özgürlük heykeline çıkmak için saat 4 gibi Feribota binmeniz gerek. Yoksa benim gibi kaçırırsınız. Ama kaçırsanız da benim yaptığım gibi Staten Island feribotuna binip adaya git-gel yaparak özgürlük heykelini oldukça yakından görebilirsiniz. Üstelik bu ferry ücretsiz...

New York'ta her yerde- hatta Almanya'da bile- gördüğümden daha fazla Türk gördüm... Empire States'in tepesinde bizden başka 7-8 grup Türk daha vardı... Tekrarlıyorum bu Türk istilasının sonu yok gibi...:)
-
-
-TIMES SQUARE; SWIRLING (40 sn) :):
-

6 yorum:

Özgür Ceren Can dedi ki...

Çok özeniyorum kısım sana! Gıpta gıpta gıpta! Beni burlarda bıragıpta taaa nerelere gittin yahuuuuu! ;)

Hich dedi ki...

:D ahahhah .. ceren.. yerim uyaklı ulaklı konuşmanı..

varol döken dedi ki...

bu amerika'nın sevilecek bir tek yanını gösterin bana, kırayım 4 bir yanımı!

Hich dedi ki...

pek yok tabi... o_O

NY dünyanın elektriğini sömüren bi şehir, onu biraz estetik biraz futuristik kılan da bu bence... Işıklar, yüksek binalar, teknolojik imgeler.. cezbedici olabiliyo... ama onun dışında amerika amerika... ama hiç iyi yönü yok da diyemem.. insanlardaki ve medyadaki özgürlük hissini duyumsayabiliyorsun az da olsa... bu bence iyi bişey... yada alkol ucuz:) yada aldığım eğitim, uni.deki akademisyenlerin çalışma disiplini ve kütüphaneler iyi diyebilirim...

bilmem öyle işte... neden kızdın o kadar sen ? :D

varol döken dedi ki...

alkol ucuzdan sonrasını okumamışım kendimi kaybetmişim:) bak aşağıda seste diyor ses ver diyor yani verdim gidiyorum... bir ballantines'a 65 lira verdiren tekelin keline sokiimm!

ankara nasıl onca günden sonra?

Hich dedi ki...

ankara harika! ünlem koyunca daha iyi anladım! bidaa bu kadar uzun gidersem biyere ebemi sevsinler. gelsen ankaraya, dünyadaki tüm vakitler benim, içeris, seni sanat sergilerine felan götürürüm:)