23 Ağustos 2010 Pazartesi

miles, pounds & fahrenheit

#Görüşmeyeli uyku düzenim oturdu, İngilizce seviye tespit sınavına girip yıldızlı 5 aldım, dandik bir Blues ve BBQ festivaline katıldım, bir gece kulübüne gittim ve birkaç arkadaş edindim. Ayrıca spor yapmaya başladım. Gün aşırı yaklaşık 2 mil* koşuyorum, Piedmont Park'a gidip geliyorum. Güzel bir park, içinde mini göller ve spor yapılan alanlar var. Bir de köpeklerin koşup, oynayıp, çiş yaptıkları toprak bi alan.
Bizim Seğmenler Parkındaki gibi ortalıkta gezip işemeleri yasak yani.

(Piedmond Park)

#Hava hala sıcak. Herkes şort, terlik, herkez paçoz! Ben de uydum mecburen. En kötü giysilerimi getirmiştim, yenilerini alır, eskileri orada bırakırım diye. Ama yine de yetişemiyorum paçozluklarına. Avrupa'dan gelenlerle ilk konuştuğumuz konu bu oluyor; ev giysileriyle sokağa çıkılmasının ne ayıp olduğu!


#Buranın, Georgia'nın şeftalisi çok meşhurmuş efenim. 1 pound'unu** 80 cent'e alıyosun. Yani yaklaşık 1 liraya. Muz daha da ucuz; 1 poundu 45 cent. Onun dışındaki her türlü sebze- meyve kazık! Ama yine de ev arkadaşımla kaldığımız apartta kendimiz pişirmeyi tercih ediyoruz. Çünkü Amerika'da bütün restoranlar pis; yağlar kötü, eller kirli..!

(Downtown Atlanta)
#Tabi Türkiye'den başka her yerde olduğu gibi alkol sudan ucuz. Alanya Bistro-Belman'ın kalite olarak aynısı, Atlanta'nın en büyük gece kulübü olan Opera'da viski 8 dolardı mesala. Ama ABD'yi kökünden sallayan RNB ve Hiphop'a bir saatten fazla tahammül edemediğimden ve içerideki koca kıçlı hatunlarla kan ter içindeki uzakdoğuluların yiyişken danslarına katlanamadığımdan ancak 2 bardak içebildim içerde. Yalnız kulüpteki dekor ve GoGo dansçıları fena değildi, belki söylemişimdir; büyüyünce GoGo dansçısı olmak istiyorum ben.

#Yoğunlaştırılmış İngilizce kursuma olan güvenim seviye tespit sınavının ultra basitliğinden dolayı sarsılmış olsa da akademik yazı yazma ve konuşma dersleri alacağım için biraz umutluyum. Kurs programı Pazartesi, Çarşamba ve Cuma günleri üçer saatten ibaret. Onun dışında kalan vaktimizde gezip tozmak için plan yapıyoruz. Örneğin ilk hedefimiz New York. Havalar soğumadan gitmek istiyoruz yoksa Kasım ayında sıcaklık 40 Fahrenheit dereceye*** kadar düşebiliyor.

video(BBQ & Blues Festival)

#Kaldığımız apart daireler 4er odalı yani 4er kişilik. Ben, bir Türk arkadaşım, bir Koreli, bir Singapurlu ortak olan mutfağı ayrı tellerden kokutuyoruz. Baharat kokularına yanık kokuları falan da karışırsa tadından yenmiyor!. Burası için yurt gibi bir yer diyebiliriz. Bahçeye sigara içmek için çıktığımda buranın sakinlerinden bir kaç arkadaşım oldu. Hatta Hintli olanla şu Opera'ya beraber gittik, meğerse oranın müdavimiymiş, hemen bizi VIP'ye aldılar. Hacı hacıyı tekkede, hoca hocayı mekkede, it iti dakkada bulurmuş.

#Şimdilik bu kadar. Okula başlayınca kampus hayatından bahsederim.

*: 3,2 km
**: Yalaşık yarım kg
***: 5 C derece

3 yorum:

giz dedi ki...

ahahah son söze bayıldım "HAcı hacıyı ..." olana :))

esraaa yaz hep gittiğin her yeri .Bayılıyorum bilmediğim görmediğim yerlerle ilgili yazılara.Bol foto çek.Ne zaman dönüyosun canlı anlat bir deee :)))

Hich dedi ki...

:) tamam gizciğim yazarım tabi ki... canlı anlat? yani öyle geç kameranın karşısına anlat mı? vblog? :) iyi fikir. onu da yaparım:)

Özgür Ceren Can dedi ki...

fotoğraflara bakmak çok hoşuma gidiyor!