1 Ocak 2010 Cuma

happy nuyear

Son yılların en mutlu yılbaşı gecesiydi. Saklıkent'ten sonra, saat 2de evcağızımda "afterhour" parti başladı. Yarısını hayatımda görmediğim 40- 50 kişi gelip çok eğlendi ve evcağzımın içine etti. Yani bir önceki post'ta sizleri uyardığım şey başıma geldi. Aşırı kalabalık kaos yarattı. Yapabilecek pek bir şey yoktu. Birkaç kişiyi uyardım, iki kişiyi evden kovdum. Sonrasında da g.tüne koydum, şamataya ve Sangria'ya bıraktım kendimi. Hayrettir, o gürültüde ne komşu geldi kapıya ne de polis.


Bundan başka, koca bir kova yaptığım İspanyol punch'ı "Sangria" parti ahalisini hoplattı. Tabi beni de... Bir gece boyunca meyveler ve şekerle fermante olan bu içecek, sanki tinsel bir şaman içeceğine dönüşüyor -Mert'in tabiriyle ayahuasca'ya-. Tadı biraz Glühwein'a benziyor. İçeni de pozitif bir enerji basıyor. Öneririm.


Saat 8 de gün ağarırken parti zar zor dağıldı. Bana kalsa daha devam ederdim, çok eğlenceliydi ama Ferruh herkesi kovaladı:)


Neyse, şimdi evin temizlenmesi gerek. Yerdeki çamur tabakasının kazınması, duvarlardaki ayak izlerinin silinmesi, evin küllerinden yeniden doğması gerek.


Ayrıca buradan, yiyişirken üzerine devrilip kırdıkları cici servis tabağım için o iki lezbiyene ve gittiğim yerlerden satın aldığım magnet koleksiyonumun "Holland" parçasını çalan hayvan kişisine de teessüflerimi bildiriyorum...
Bir daha da bu kadar kalabalık bir parti vermeyeceğime namusum ve şerefim üzerine yemin ediyorum.
Hepinize iyi yıllar...



-0-


Sangria'nın tarifini vereyim:

70 cl Vodka
140 cl Kırmızı şarap
2 lt fanta yada portakal suyu
1 su bardağı şeker
portakal, elma, mandalina, armut -en az ikisi
lime yada limon -tercihen
kabuk tarçın, karanfil

Bütün sıvıları ve şekeri bir gece önceden bir kovaya döküp karıştır. İçine kabuk tarçın, karanfil , portakal kabukları ve meyvelerin yarısını küp doğrayarak at, bir gece beklesin. Ertesi gün kalan küp doğranmış meyveleri karışıma ekle. Hazır. Punch kasesinde kepçe ile sunabilirsin.

9 yorum:

varol döken dedi ki...

dünyanın neresinde olursan ol, ev gibisi yok...

seneye "mutlu son" apartman partisinde görüşmek üzere:)

ve pek tabi ki güzel seneler...

Hich dedi ki...

:) bir daha apartman partisi vereni! seneye dediğini yapıp bir müstakil kiralama kararı aldık! evet, görüşmek üzere:D ve sanada iyi seneler ;)

varol döken dedi ki...

seneye ben verecem be, mutlu son benim apartmanım:) sen ne milletin kasesiyle ne panç kasesiyle uğraşacan... ya da en kötü bizim apartmanı kiralarız bütün ankara camiasına:)

bu sene zaman dilimini değiştirdik seneye küre dilimini değiştirmek lazım, bir kere de yeni yılı önce biz karşılasak ne olur, zaten aborjin gibi adamım:)

bu arada yok mu bu çılgın partinin resimleri, tavandaki ayakkabı izlerini merak ettim:)

Scatterbrain dedi ki...

fanta yerine portakal suyu kullanıldığı takdirde mükemmel olabilir. tarçını da bol değildir umarım :/ bir de aradan mandalini çıkardıkmıydı; gol olur. ilk organizasyonda deneyeceğim sanırım...

Hich dedi ki...

varol, beyb,
partinin fotoları feyste. evet seneye mecbursun bizim kaseyi davet etmeye! şöyle yayayım bir sene başı da! :) :*

Scatterbrain kardeşim, nasıl işine gelirse yap işte, ama portakal suyu ile yaparsan şekeri biraz az koymanı öneririm, baymasın ;)

varol döken dedi ki...

fotolar feyste de sen nerdesin:) isim soyadımla aynen böyle ekleyiversene beni... zira ben sadece isminden haber account'undan bihaberim:)

amma gün geçmiş üstünden bu arada, bu yeni yorum geldiğinde uyaran zımbırtının adı neydi ya:)

Hich dedi ki...

e posta uyarısı olarak yiyorum yoğurdu ben... anında müdahale edebiliyorum böylece... kabul etsen feyste;)

varol döken dedi ki...

önce bu mesajı görüp sonra eklemem gerekiyordu ama ben götü başı başka oynayan ve ayrıcana işyerinde facebook u öğle tatilinde ve akşam 18den sonra açılan (ahahah bu ne lan banka gibi gerçekliğini şimdi fark ettim yazarken:) biri olarak yine tersinden bürdüm kulağımı... ama düzünden yapan da aynı yere vardığına göre nedir bu acele kuzum sorarım sana... kaplumbağa ile tavşan hikayesini hatırlatmak isterim hala bu satırlara kadar okuyan varsa... o hikayeyi düşünerek yavaşça ayrılın yorumdan... zira yorumun sıkmayanı facebook un öğle tatilinde açılanı makbuldur benim nazarımda...

dip not: bulacam o resimleri inatçıyım, heyecanlıyım, facebook çılgınıyım...

dip boya: gereksizlerin gereksizi bu espri de ne zaman kendimi iyi yazar sansam, kendimin kendime ebedi tokadı olarak ahan da dursun burda, yıllar sonra benim de torunuma torbama gösterecek bir şeyim olsun... deden bu bloglara yorum yazardı kızım yaa...

Hich dedi ki...

varoooll!!! ahahha:D