20 Temmuz 2009 Pazartesi

bırak allaasen

Paris je t'aime: beğendim, güzel kısa filmler... en çok da Natalie Portman'lı olanı sevdim; Star Çankırı Çayevi diye bi yerin önünden geçiyolar hem :) Türk istilasının sonu olmayacak gibi...

Mojito: okuldaki hocalarıma mojito sözü verdim, üstelik okulda yapıp içmek üzere! takım taklavat gideceğim: bacardi, nane, soda, lime (ki b.k bulurum TRde, limona tabi), şeker, nane ezeceği :P, bardak!

Postdoc: Gülfem'le karar verdik ben postdoc için Kanada'ya gidiyorum:) Daha tezimi bitiremeden kariyerimin diğer adımlarını planlıyorum, ne güze değil mi? :S yok şekerim, iflah olmam ben.

Aşk: Elif Şafak'a sokiym size bişey olmasın. İyi yere kapak attı hatun, "sufi dünyasında bir kadın yazar", waaayy! iyi hoş, uslup uçuyor, 4 kitabını okumuş birisiyim ben de bugüne bugün... Peki ama tekrarlar? paso aynı metaların, konuların temcit pilavı gibi atılması önümüze? o cinler ne öyle o cinler? yersen işte...

KROMOZOM Kardeşler: komiklik yapmaya çalışmıyorum, DNAmızın 2 sarmaldan 12 sarmala çıkacağı günleri iple çeken bir "brotherhood" var. Hatta bu süreç başlamış bile; 2012de de foton kuşağı hikayesiyle herkesin 12 iplikçiği olcakmış... ben sanırım 7-8 iplik yapmışımdır, fekat, nerde test edebiliyoruz bilmiyorum. 12ye çıkan varsa kesin Robert Downey jr veyahut Hugh Jackmandır.... meraklısı buyur, buyur, türkçe buyur. Hastasıyım fotonun, kuantumun, gözlerinin ve indigoların.

Indigo Child: Hazır elim değmişken bu akıma da değineyim. 80lerden sonra doğan çocukları (bazılarını) pek akıllılar, efenim koca gözleri var, efenim isyankarlar ve kararlılar felan diye kozmik bir sıfatla "indigo" olmakla etiketleyip, histeriyle birebir ailecek tanıştırıldılar. Aileler "aman benim oğlum uzaydan geldi, tanrı kimin bişi!, dünyayı o kurtarcak" diye sosyal bir orgazm yaşayarak ortalarda gezdi... Sonra ne oldu? mistisizm sektörü boş durmadı ve modası geçmek üzereyken bu indigoların ardılı olan "kristal çocukları" sürdü piyasaya... indigolar "out" olup, kristaller oh oh pek yaman olmuşlardı. Ben de bu süreçte, "sen şusun busun" diye kandırılmış biri olarak size öğütlüyorum dostlarım; kristalden sonra bir üst sürümü; "mikrodalga çocukları" çıkarabilirler hazır olun... Bunun sebebi ana-babaların çocuklarından tam teşeküllü bir histeriyle "önemli biri olmalarını" daha 6 aylıkken görmek istemeleri. Çocukları geçmişten biraz farklı kılan da, modern dünyada aşırı uyaranlı algılama süreçleriyle yedikleri GDOlu besinlerdir... Ama tabi kapital sistem ebeveynlere çare oluyor, kitaplar, CDler basıyor, bu çocuklarla "başetme" ve onları anlama(!) yolarını öğreten seminerler felan veriyor....Hey yavrum hey! Düşmeyin tongaya çocuklar, bebek bebektir, hiçbirimiz de özel mözel değiliz...
(Galiba bu new-age saçmalıklarını biiirbir anlatmaya başlasam iyi olur. Bi ara, evet..)

3 yorum:

ekinklch dedi ki...

ben de ben de ben de!! Hastasıyım RObERt dOWNEY jUNiOR'a ulen!

Özgür Ceren Can dedi ki...

kıs hepsine katılıyorum ya, olacak iş diiil...ruh şeysi bizimkisi...valla...

Hich dedi ki...

:D ehhehehehh ceren yiring seni...